Efendim Merhaba,

İngiltere’ye Gitmek kısmet oldu… Kızımla, ben çantamda güllaç, tel kadayıf, yufka, kaymak, zeytin, kabak çekirdeği, lokum ve başka şu anda aklıma gelmeyenler. Yani anlayacağınız küçük bir bakkal dükkanı gibiydim. Gümrükte laf ederlerse elimde delil olsun diye bizim derginin son beş sayısı da işin cabası.

Ama mükemmel bir geziydi. Avrupa’nın birçok yerini görmeme rağmen İngiltere’yi görmemiştim. Beni çok etkiledi. Yemyeşil bir ülke harika bir mimari, son derece şirin bahçeli evler, tertemiz bakımlı sokaklar ve saygılı, disiplinli bir trafik. Tek olumsuz tarafı çok pahalı bir ülke oluğu. Bana göre Avrupa’da Euro olan fiyatlar İngiltere’de hiçbir değişime uğramadan Sterlin olarak devam ediyor. Yani Almanya’da bir kola 1 euro ise İngiltere’de 1 sterlin, birini 1.6 YTL ile, birini 2.6 YTL ile çarpınca farkı görüyorsunuz.

Bu gezi benim için çok özellikliydi. Öncelikle annem kadar sevip saydığım, üzerimde çok emeği ve hakkı olan Dorothy teyzemi görmek, sonra 35 yıldır görüşemediğim çocukluk arkadaşım birlikte hayaller kurduğum, düşlerimizde uzaya gittiğimiz, bahçedeki söğüt ağacına çıkıp Everest’e tırmandık diyerek bayrak diktiğimiz, kar yadığında Grönland olan, sıcak ve güneşli günlerde sahra çölüne dönüşen mahalle arsamızda kendi aklımıza göre keşifler yaptığımız, bir portakal sandığının içine girip Guinness rekorlar kitabına gireceğiz diye bütün gün çıkmadığımız sevgili arkadaşım Teoman’la görüşmem, son olarakta Selma, benim can dostum, gençlik dönemi sıkıntılarımı dinleyen, aşk acılarıma çare arayan, istikbalin ekonomik sorunlarına çözümler getirmeye çalışan sevgili Selma o güzel ve sevimli evinde nasıl güzel ağırladı bizi kızımla, ne müthiş bir program yaptı bize, neler neler sığdırdı o 5 güne. Olağanüstü bir nostalji büyük bir mutluluk yaşadık. Keyiflendik, hüzünlendik, güldük, ağladık, gezdik, dolaştık. Ve yedik. Japon tapanyekiden Portekiz Nandos’a kadar. Selma’nın ve sevgili eşi Edwin’in hakkını ödeyemem.

Söylemiştim bayramda kadayıf yapmak istiyorum diye. İngiltere’de bayram tatlısı olarak güllaç yapmak kısmet oldu.

Teoman’ın eşi Debby müthiş bir akşam yemeği hazırlamıştı bayramın 3.günü. Oğlu Dylan bir baklava hastası ama güllaca razı oldu. Dorothy teyze ve Selma’nın kızları Sebu ve Ela yoktu ama ben kızım Cenan, Teoman, Selma, Edd, Debby ve Dylan hep beraber eskileri anarak yenilere gülerek keyifli bir bayram yemeği ve üzerine de güllaç yedik (Bademli).

Yandaki tarifini verdiğimiz yemek ise Dorothy teyzenin Türkiye’de yılbaşı geceleri yaptığı bir yemekti. Bu gezide anımsadık. Girdiğimiz ayada uygun düştü, afiyet olsun.

Efendim sağlıkla.

NOT: İngiltere’de bir diğer önemli göze çarpan şey ise sigara yasağı, pub’lar hariç restoranlarda bile sigara içmek yasak.

bedirhani@gmail.com